deviantart.com
20 Haziran 2009 Cumartesi
04 Haziran 2009 Perşembe
01 Haziran 2009 Pazartesi
Nietzsche Ağladığında
İlk okuduğumda üniversite ikinci sınıftaydım. Ne kadar çok etkilendiğimi hatırlıyorum bu kitaptan. Bazı cümleler başımı döndürmüştü. Aradan yıllar geçti. Aynı umutla aldım elime yine. Okudum bitti. Heyecanımda en ufak bir azalma olmadı yolculuk boyunca. İyi ki okumuşum diyorum. Okumayan varsa mutlaka okumalı diyorum bir de. Baş dönmesi ve yorgunluk yapıyor biraz, ama öyle iyi geliyor ki...Eserin ortamı, 19 yüzyıl Viyana'sı. Kitap, Lou Salome adlı genç ve güzel bir bayanın Dr Josef Breuer'ın muaynehanesine gelip ondan Profesör Nietzsche'nin "ümitsizliğini" tedavi etmesini istemesiyle başlar. Alman felsefesinin geleceğinin tehlikede olduğunu ve Nietzsche'yi iyileştirerek bu gidişatı durdurması gerektiğini söyleyen Lou Salome'un ukala tavrı karşısında Breuer önce şaşırır ama sonra cazibesine ve kendinden emin tavırlarına kapılarak teklifini kabul eder.
Nietzsche adeta kapalı bir kutudur. Ancak doktoru Breuer yılmadan mücadele eder ve terapiler belli bir düzene girer. Bu sırada beklenmeyen birşey olur. Breuer'in tedavi aşamasında kendi "ümitsizliğini" keşfetmesiyle beraber getirdiği öneriyle roller değiştirilir ve Nietzsche doktor, Breuer de onun hastası konumuna gelir. Böylece, Breuer ve Nietzsche arasında yaşam, ölüm, özgürlük, ümit, sevgi, dostluk....... üzerine; düşündüren, sorgulayan, acımasızca eleştiren müthiş diyaloglar yaşanır.
Kitabın sonundaki bilgilendirme amaçlı yazılmış "Yazarın Notu" bölümünden, psikanalizin kurucularından biri olan Avusturya'lı fizyolog Josef Breuer'in (1843-1925) gerçek hayatta F.Nietzsche'yle (1844-1900) hiç karşılaşmadığını, yazılanların bir kurmaca olduğunu, Sigmund Freud'un ise gerçek yaşamda da Josef Breuer'in öğrencisi ve çalışma arkadaşı olduğunu öğreniyoruz. Kitabın yazarı Psikiyatrist Irvin D. Yalom'un (d. 1931) Nietzsche ve J.Breuer'i böyle ustaca bir araya getirmesi apayrı bir başarı bence.
Alıntılar:
* Kendinden hiç hoşlanmayan pek çok insan gördüm. Bunlar, önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarıca da kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür. Bu, başkalarının otoritesi altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen ödev, kendinizi kabullenmenizdir. Benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil.
* Hırsı yenmek için daha büyük bir hırs gerekir. Pek çok kişi, daha az hırsla dönen çarkın altında ezilip gitmiştir.
* Uçmak istiyorsunuz ama uçmaya uçmakla başlayamazsınız. Size önce yürümesini öğretmek zorundayım ve yürümeyi öğrenmenin ilk adımı, kendi kurallarına uymayan insanın başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalacağını anlamaktır. Başkalarının kurallarına uymak, insanın kendini yönetmesinden çok, hem de çok daha kolaydır.
* Dans eden bir yıldız doğurmak isteyen, önce kendi içinde büyük taşkınlıklar ve kaos yaşamak zorundadır.
* Yaşarken yaşayın. İnsan yaşamını tamamlayıp öldüğü zaman ölüm, taşıdığı dehşeti yitirir. İnsan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez.
* İyi bir klavuz sel sularının önündeki set olmalıdır, koltuk değneği değil. Klavuz, öğrencisine bütün izleri göstermelidir. Ama gideceği yolu seçmemelidir.
* Acı çeken dostuna dinlenmesi için yer göster. Ama dikkat et, yatak sert olsun.
# #
Yazar: Irvin D.Yalom
Çeviren: Aysun Babacan
Ayrıntı Yay.
Sayfa Sayısı: 342
* İyi bir klavuz sel sularının önündeki set olmalıdır, koltuk değneği değil. Klavuz, öğrencisine bütün izleri göstermelidir. Ama gideceği yolu seçmemelidir.
* Acı çeken dostuna dinlenmesi için yer göster. Ama dikkat et, yatak sert olsun.
# #
Yazar: Irvin D.Yalom
Çeviren: Aysun Babacan
Ayrıntı Yay.
Sayfa Sayısı: 342
Gönderen
Sanem
14
NOT
Etiketler: Irvin D. Yalom
19 Mayıs 2009 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


