06 Aralık 2009 Pazar

Gayet Ciddiyim

Bitmesini istemediğim bir kitaptı. Kafam dağıldı, sık sık gülümsedim.

Günlük hayatta karşılaştığımız, bizi güldüren, şaşırtan bazen öfkelendiren bir çok konu... Bazen bu neden böyle diye sorduğumuz, bazen hiç üstünde durmadığımız...

Bir zamanlar televizyon programı olarak yayınlanan, sunuculuğunu Gülse Birsel'in yaptığı g.a.g 'ın metinleri de var kitabın içinde.

"Eğlenin diye yazıyorum, başka derdim yok. Vallahi. Gayet ciddiyim" diyerek yazma amacını açıklayan Gülse Birsel, bence amacına ulaşmış. En azından benim için öyle oldu.

Birkaç Alıntı:

İçiyoruz, birşey olmuyor!

İçecek reklemlarına sinir olmuyor musunuz? Söz konusu gazozu, meyve suyunu içer içmez odaya birden bire güzel kızlar, yakışıklı çocuklar doluşuyor. Bir partiler, bir eğlenceler...

Siz içiyorsunuz. Eee hiçbir şey yok. Kanepe aynı kanepe, televizyon aynı televizyon, siz aynı siz. "Bak yahu onlar buzlu içiyor, ben de koyayım" deseniz nafile. Ben denedim. Hiçbir şey olmuyor. Özellikle yaz mevsiminde büyük hayal kırıklığı...

Elalem dikiyor buzlu meyve suyunu, hooop plajda samba yapmaya başlıyor. Etrafta şahane insanlar, lüks bir hayat, müzik, su kayağı yapanlar, paraşütle atlayanlar... Sizinki meyve suyunun sahtesi midir yerlisi midir nedir, içiyorsununz içiyorsunuz aynı kadife kanepe, sıcaktan bacağınıza yapışmış, aynı bunaltıcı ev, sokaktan aynı simitçinin aynı sesi.

İçecek reklamlarını beklentisiz seyredelim. İçeceğin tadıyla yetinelim.


Kim, neyi, niye icat etti?

İnsanlar icat yaparken neyi niye icat ettiklerini biliyorlar mıydı acaba?

Benim bu konuda bir dizi sorum var.

Tükenemz kalemi kim icat etti. İcat edeni bırak, hangi salak tükenemz kalem adını verdi? Bu ismi verdikten sonra kalem tükendiğinde ne yaptı?

Yoğurt nasıl icat edildi? İcat edilen ilk yoğurda nasıl yoğurt mayası katıldı? İlk mayayı kim icat etti?

Zeytinyağlı yaprak sarmasıyla mantıyı icat eden kadının aklından zoru mu vardı, yoksa çok mu sıkılıyordu?

Fotoğraf makinesini icat eden insan mı fotoğraflara sırıtıarak poz verilmesi gerektiği kuralını koydu? Yoksa o ilk fotoğrafı çekerken fotoğrafını çektiği arkadaşı onun elinde tuhaf bir makineyle çok mu komik buldu da güldü ve böyle bir gelenek yerleşti?

Elektro gitarı icat eden adam gerçekten "dıjınvaauvv" sesini akustik gitar sesinden daha çok mu beğendi de icadını piyasaya sürdü?


Güzelleşiyor muyuz?

Evrim teorisini doğru kabul edersek uzunluk kısalık gibi özellikler ihtiyaçtan doğmuş. Yani daha uzun ağaçlardan meyve topalyarak yaşamak zorunda olan veya vahşi hayvanlardan kaçmak için daha çok koşan ırklar daha uzun boylu oldu.

Peki bizim evrime ne gibi katkılarımız olacak?

Bilgisayarda daha hızlı yazabilmek için incelmiş ve yeni kaslar yapmış işaret ve orta parmaklar.

Cep telefonu için iyice gelişmiş, dolayısıyla 20 santime uzamış baş parmaklar.

Artık avlanmadığımız, koşuşturmadığımız için incelmiş kollar bacaklar.

Solaryumlar ve ozonsuz güneş yüzünden koyulaşmış, pul pul olmuş bir cilt.

Fast foodtan şişmiş göbek.

Televizyon seyretmekten dev gibi olmuş gözler.

Farkına vardınız mı bilmiyorum ama, ET'ye dönüşüyoruz. Birkaç yüzyıl kaldı.


Özgür bebekler

Belli bir yaşa gelene kadar bebekler herşeyi yapma hakkına sahiptirler. Altlarına çişlerini yaparlar ve hiç utanmazlar.

Ağızlarındaki yemeği "puff" yaparak her yere püskürtür ve buna oyun süsü verirler.

Her yere kusup sonra etrafa gülümserler.

Kuralları onlar koyarlar.

Sebebi basittir. Bebeklerin bütün organları küçük, az gelişmiş ve naiftir. Ses telleri hariç.

O ses telleri hiçbir çocukta, hatta hiçbir sopranoda yoktur. Avaz avaz ağlamaya başladıklarında herkes canından o kadar bezer ki, bebeğin her istediği yapılır.

İstedikleri saatte uyur uyanırlar. Sabaha kadar uyumasalar bile güler yüzle sallanır, pışpışlanırlar. Aynı bebek bunu 6 yaşında yapsa "hadi bakalım saat kaç oldu, git uyu koş" diye azarlanır.

Bebek muzlu mamayı tükürse şeftalili mama yapılır. Onu beğenemzse çileklisi verilir. Ama üç dört sene sonra aynı çocuğa zorla pırasa yedirilir.

Bebeklik belki de insan hayatının en harika dönemidir.

--------------------------------------------------------------------------

Gülse Birsel'in kalemiyle arka kapaktan:

"Hepimiz yaşıyoruz da, ben yazıyorum. Aradaki fark o.
Hayat kısa. Bir tek güldüklerimiz yanımıza kar kalacak. Yoksa oku, çalış, evlen, para kazan, para kaybet, çocuk yap, yaşlan, öl, hep aynı...
Eğlenin diye yazıyorum, başka derdim yok. Vallahi. Gayet ciddiyim."

# #

Yazar: Gülse Birsel
Epsilon Yay.
Yay Yılı: 2003
Sayfa sayısı: 312